in

Son Kamelya ve Yağmur Sonrası; Kitap İnceleme

Son Kamelya Kitabının Konusu

1940’lı yıllarda Amerika’da yaşamakta olan Flora Lewis, yaşlı anne ve babasına yardım etmektedir. Bir yandan da çiçekler ile uğraşmaktadır. Hobisi, uluslararası çapta bir çiçek hırsızlığı zincirinin içine düşürür. Flora, bulaşmış olduğu belayı acı bir hal ile öğrenecektir.

Livingston Köşküne elli yılın ardından Addison Sinclair eşiyle birlikte gelir. Addison, geçmişlerinde yer alan hayaletten kurtulmaya çalışmaktadır ve büyük bir gizemin içine düşmektedir. Durumu çözümlemeye çalıştıkça dilden dile dolaşan kamelya bahçesinin kan ile sulandığı gerçekliğini öğrenir.

Kitabımız 2 bölümden oluşmaktadır. İlk karakterimiz Flora ile 1940’lı yıllara giderken diğer karakterimiz Addison ile de 2000’li yıllara gideceğiz ve geçmişin sırlarına tanıklık edeceğiz.

Flora – Maddi durumu kötü olan ailesiyle birlikte yaşar ve kendisi botanik ile ilgilenmektedir. Bir gün Flora’nın karşısına Price adında biri çıkar ve ona iş teklif eder. İş ise Londra’daki Livingston Köşküne gidip orada ki çocuklara dadılık yapması ve çok nadir bulunan Middlebury Pembesi adında ki kamelya çiçeğini köşkün bahçesinde bulmaktır. Flora ilk işi kabul etmek istemese de ailesinin maddi durumunu göz önüne getirince işi kabul eder ve Londra’ya gider.

Addison – New york’ta bahçe tasarımcısı olarak çalışmaktadır. Addison’un Rex isminde bir kocası vardır fakat geçmişinde ki bazı sırları Rex’den saklar. Fakat geçmişi onu bırakmaz ve bildiklerini kocasına anlatmakla tehdit ederek para ister. Bu durumdan kaçmak isteyen Addison ise Rex’in ailesinin Londra’da bulunan köşküne gider. Bu köşk Livingston Köşküdür.

Flora – Gemi ile Londra’ya giden Flora gemide bir gençle tanışır be birbirlerine aşık olurlar. Fakat köşke gizli ve tehlikeli bir görev için giden Flora ondan ayrılır. Köşke ilk geldiğinde ana hizmetkar Dilloway ile tanışan Flora kısa sürede de gemide ki aşkının Lord Livingston’un oğlu olduğunu öğrenir.

Addison – Addison artık köşktedir. Köşk gerçekten çok büyüleyici ve ihtişamlıdır. Bu arada köşkün ana hizmetkarı Dilloway köşkün Rex’in ailesine satılmasından sonra da köşkte kalmaya devam etmiştir.

Flora – Zaman geçtikçe Flora çocukların annesi olan Lady Anna’nın ölümünde ki gizemi merak etmeye başlar. O döneme ait bir çok şey ortadan kaybolmuş durumdadır. Bir taraftan bunu çözmeye çalışan Flora diğer yandan da tehlikeli görevi olan kamelyayı bulmak için sürekli çalışır. Tüm bunlar Flora’yı başka olayların içine çeker.

Addison – Köşkte buldukları Addison’un dikkatini çeker. Lady Anna’ya ne olduğunu öğrenmeye çalışırken diğer taraftan da kaybolan kızlara neler olduğunu merak eder. Bu arada Londra’daki geçmişi onu köşkte de bulmuştur. Bir yandan köşkte ki esrarengiz olayları anlamaya çalışırken diğer yandan da kendi geçmişinden saklanmaya çalışır.

Flora – Lord Livingston’un ailesine gönderdiği mektupları sakladığını öğrenir. Nedenini öğrenmeye çalıştığında kendi tehlikeli göreviyle yüz yüze gelir. Hemen ardından Lord Livingston Flora’nın köşkü terk etmesini ister. Desmond buna şiddetle karşı da çıksa Flora o gece kökü terk eder. Giderken ise Lady Anna ve kaybolan kızların tüm akıbetiyle yüzleşmek zorundan kalır.

Addison – Araştırmalarına devam ederken o dönemde köşkte Flora adında bir dadının çalıştığını da öğrenir. O da esrarengiz biçimde ortadan kaybolmuştur. Bu sırada Addison kendi geçmişiyle de yüzleşir. Yeniden kendine geldiğinde ise Dilloway’dan kendisine bir mektup gelir. Aslında bu bir hediyedir ve bu hediye sayesinde geçmiş ile gelecek bir araya gelir ve tüm olaylar aydınlığa kavuşur.

Köşe Alıntıları

Beni dünyanın en mutlu adamı yap ve beni bekleyeceğine söz ver…

” İnsan çoğu şeyle mücadele edebilir ama seveceği kişiye asla kendi karar veremez. Kalbin seçtiği kişiyi istese de değiştiremez.”

“İnsanların da gökyüzündeki yıldızlara benzediğine kanaat getirdim. Bazıları milyonlarca yıl, belli belirsiz parlar. Onlar hep orada olmasına rağmen bunu farketmezsin bile… Ama diğerleri öyle bir parlar ki gökyüzünü aydınlatırlar. Onları farketmeden, hayranlık duymadan edemezsin. Bunların ömrü uzun sürmez, süremez. Enerjilerini çabuk tüketirler.

Önce küçük bir tohum düşer kalbin odasına,sonra aşkla yeşerir. Kulak verin umudun sesini duyabiliyor musunuz?

Son Kamelya Kitabının Konusu

1940’lı yıllarda Amerika’da yaşamakta olan Flora Lewis, yaşlı anne ve babasına yardım etmektedir. Bir yandan da çiçekler ile uğraşmaktadır. Hobisi, uluslararası çapta bir çiçek hırsızlığı zincirinin içine düşürür. Flora, bulaşmış olduğu belayı acı bir hal ile öğrenecektir.

Livingston Köşküne elli yılın ardından Addison Sinclair eşiyle birlikte gelir. Addison, geçmişlerinde yer alan hayaletten kurtulmaya çalışmaktadır ve büyük bir gizemin içine düşmektedir. Durumu çözümlemeye çalıştıkça dilden dile dolaşan kamelya bahçesinin kan ile sulandığı gerçekliğini öğrenir.

Kitap Bilgileri

1940’lı yıllarda Livingston Köşkünde çiçek kaçakçılığı ve esrarengiz olaylara şahit olan Flora ile 2000’li yıllarda tesadüfen Flora ile kaderi kesişen Addison’un hikayesi.

Yazar: Sarah Jio

Çevirmen: Ayhan Ece Şirin

Yayınevi: Arkadya Yayınları

ISBN: 9789759997441

Sayfa: 352

sayfa Basım Tarihi: 2013

Son Kamelya Kitabının Özeti

Kitabımız 2 bölümden oluşmaktadır. İlk karakterimiz Flora ile 1940’lı yıllara giderken diğer karakterimiz Addison ile de 2000’li yıllara gideceğiz ve geçmişin sırlarına tanıklık edeceğiz.

Flora – Maddi durumu kötü olan ailesiyle birlikte yaşar ve kendisi botanik ile ilgilenmektedir. Bir gün Flora’nın karşısına Price adında biri çıkar ve ona iş teklif eder. İş ise Londra’daki Livingston Köşküne gidip orada ki çocuklara dadılık yapması ve çok nadir bulunan Middlebury Pembesi adında ki kamelya çiçeğini köşkün bahçesinde bulmaktır. Flora ilk işi kabul etmek istemese de ailesinin maddi durumunu göz önüne getirince işi kabul eder ve Londra’ya gider.

Addison – New york’ta bahçe tasarımcısı olarak çalışmaktadır. Addison’un Rex isminde bir kocası vardır fakat geçmişinde ki bazı sırları Rex’den saklar. Fakat geçmişi onu bırakmaz ve bildiklerini kocasına anlatmakla tehdit ederek para ister. Bu durumdan kaçmak isteyen Addison ise Rex’in ailesinin Londra’da bulunan köşküne gider. Bu köşk Livingston Köşküdür.

Flora – Gemi ile Londra’ya giden Flora gemide bir gençle tanışır be birbirlerine aşık olurlar. Fakat köşke gizli ve tehlikeli bir görev için giden Flora ondan ayrılır. Köşke ilk geldiğinde ana hizmetkar Dilloway ile tanışan Flora kısa sürede de gemide ki aşkının Lord Livingston’un oğlu olduğunu öğrenir.

Addison – Addison artık köşktedir. Köşk gerçekten çok büyüleyici ve ihtişamlıdır. Bu arada köşkün ana hizmetkarı Dilloway köşkün Rex’in ailesine satılmasından sonra da köşkte kalmaya devam etmiştir.

Flora – Zaman geçtikçe Flora çocukların annesi olan Lady Anna’nın ölümünde ki gizemi merak etmeye başlar. O döneme ait bir çok şey ortadan kaybolmuş durumdadır. Bir taraftan bunu çözmeye çalışan Flora diğer yandan da tehlikeli görevi olan kamelyayı bulmak için sürekli çalışır. Tüm bunlar Flora’yı başka olayların içine çeker.

Addison – Köşkte buldukları Addison’un dikkatini çeker. Lady Anna’ya ne olduğunu öğrenmeye çalışırken diğer taraftan da kaybolan kızlara neler olduğunu merak eder. Bu arada Londra’daki geçmişi onu köşkte de bulmuştur. Bir yandan köşkte ki esrarengiz olayları anlamaya çalışırken diğer yandan da kendi geçmişinden saklanmaya çalışır.

Flora – Lord Livingston’un ailesine gönderdiği mektupları sakladığını öğrenir. Nedenini öğrenmeye çalıştığında kendi tehlikeli göreviyle yüz yüze gelir. Hemen ardından Lord Livingston Flora’nın köşkü terk etmesini ister. Desmond buna şiddetle karşı da çıksa Flora o gece kökü terk eder. Giderken ise Lady Anna ve kaybolan kızların tüm akıbetiyle yüzleşmek zorundan kalır.

Addison – Araştırmalarına devam ederken o dönemde köşkte Flora adında bir dadının çalıştığını da öğrenir. O da esrarengiz biçimde ortadan kaybolmuştur. Bu sırada Addison kendi geçmişiyle de yüzleşir. Yeniden kendine geldiğinde ise Dilloway’dan kendisine bir mektup gelir. Aslında bu bir hediyedir ve bu hediye sayesinde geçmiş ile gelecek bir araya gelir ve tüm olaylar aydınlığa kavuşur.

Köşe Alıntıları

Beni dünyanın en mutlu adamı yap ve beni bekleyeceğine söz ver…

” İnsan çoğu şeyle mücadele edebilir ama seveceği kişiye asla kendi karar veremez. Kalbin seçtiği kişiyi istese de değiştiremez.”

“İnsanların da gökyüzündeki yıldızlara benzediğine kanaat getirdim. Bazıları milyonlarca yıl, belli belirsiz parlar. Onlar hep orada olmasına rağmen bunu farketmezsin bile… Ama diğerleri öyle bir parlar ki gökyüzünü aydınlatırlar. Onları farketmeden, hayranlık duymadan edemezsin. Bunların ömrü uzun sürmez, süremez. Enerjilerini çabuk tüketirler.

Önce küçük bir tohum düşer kalbin odasına,sonra aşkla yeşerir. Kulak verin umudun sesini duyabiliyor musunuz?

Yöneticiye Bildir

Sen ne düşünüyorsun?

Yazar Betül

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Olağanüstü Bir Gece; Kitap İnceleme ve Yorumları

Satranç Kitap İncelemesi