in

Kürk Mantolu Madonna kitap inceleme

Biraz hırçınca düşen yağmur damlaları, kaşkolunuzu boynunuza iyice sarıp sarmalamışsınız ya da hiç değilse kabanınızın yakalarını kaldırmışsınız. Rüzgarın bıçak sırtından korumak istediğiniz ellerinizi yine kabanınızın cebine emanet edip kendinizi kalabalık bir bulvara bırakıvermişsiniz. Belki de buna maruz kaldınız demeli, bilemedim. Bu panoramada etrafınızdan onlarca insan gelip geçiyor ama pek çoğunun dikkatinizin cüzi bir derecesini bile işgal etmediği gerçeği olanca hâliyle aşikar, öyle değil mi? Ama bu hakikat kadar diri ve keskin olan bir başka gerçek ise her birinin kendi biricikliğinde bambaşka bir hikayenin kahramanı yahut figüranı olması bana kalırsa.

Seni seviyorum. Deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum.

Hadi gelin onlardan birine misafir olalım, ne dersiniz?

Hayatın sillesini henüz yaşamış olan ve hikayeyi ağzından dinlediğimiz meçhul anlatıcı bize o dönem başından geçen sıkıntılardan dem vururken bir arkadaşının gölgesinde bulduğu iş ile biraz olsun dikiş tutturabilecekmiş gibi bir izlenim veriyor. Anlatıcımızın heyecanına ortak olsak da ‘bu kadar erken kavuştuğuna göre olay nereye dönecek’ sorusu hemen bir iki fikrî diken atıveriyor zihnimize. Buradan sonrası ismini bilmediğimiz bu meçhul anlatıcının iş ortamından bize sunduğu izlenceler olarak devam ederken bir isimle karşılaşıveriyoruz: kendi hâlinde, hiç bir fevkaladelik emaresi göstermeyen Raif efendi… Meçhul anlatıcımız da başlarda ne olduğunu pek anlayabilmiş değil. Ta ki bir olay dolayısıyla Raif efendinin çizdiklerine şahit olana kadar. Meçhul anlatıcı Raif efendinin bu yönüyle karşılaşınca şaşkınlığını gizleyemiyor ve onu tanımaya yönelik ufak, ürkek, cılız girişimlerde bulunuyor. Raif efendini Zayıf bünyesinin bir yansıması olarak -ki herkesler buna yoruyor ve biz de öyle biliyoruz şimdilik- hasta düşünce meçhul anlatıcımız bu fırsatı değerlendirmek istiyor ve ziyaretine gidiyor. Bu git geller sayesinde Raif efendinin hikayesi de girmiş oluyor satırlara.

    “Dünya bir mahpusluk ve ben de zamanımı dolduruyorum..”

İçimizden biri olsa da hepimize yabancı bir insan Raif efendinin öyküsü üzerinde gezdirirken yorgun gözlerimizi, muhayyelemizde uçuşan şeyler her birimizde başka başka oluyor muhakkak.

Kürk Mantolu Madonna kitabı okuyucuya bu yönüyle oldukça geniş bir düşünsel yelpaze sunuyor. Ve cevabı da, son satırlar ilişirken gözümüze hepimiz kendi rengimize boyamış oluyoruz.

keyifli okumalar…

Yöneticiye Bildir

Sen ne düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Altıncı Koğuş kitap incelemesi

Çinko: Bilmeniz Gereken Her Şey