in

Altıncı Koğuş kitap incelemesi

Kitabın özeti son bölümlere doğru yer alan cümlede saklı: “Benim bütün hastalığım, yirmi yılda bütün kasabada sadece bir akıllı insan bulabilmem ve bulduğum bu bir kişinin de deli oluşudur.” Toplum deliyse akıllı insan yoktur. Artık o bir deli, toplum ise normaldir.

Kitapta pek kendimi bulamadım. Nedenlerini yazayım. Bizi kuşatan kurumlar değil; o kurumların gönüllü kulluğunu yapan vasatlardır. Kitaptaki tımarhane nöbetçisi Nikita açıkça betimlenmemiş mi? “O, dar kafalı, dünyada her şeyden çok düzeni seven, bundan ötürü de düzeni bozanların dövülmeleri gerektiğine inanan insanlardandır.” Çıkıp özgürce eleştiri yapıp, kurumlar ve makamları eleştirince asla sorun yaşamayacağınız bir ülkedesiniz. Asla böyle düzen yanlısı, kraldan çok kralcılar yok. O yüzden bu kitapta kendimizi bulmamız zor.

“Sevmeden evlenmek, inanmadan ibadet etmek gibi alçakça bir iştir.. “

Yine bu Nikita, hastalardan birinin parasını çalıp üstüne onu dövüyor. Kitaptaki ifadeyle: “İşin korkunç yanı onun dövülmesi değildi, bu aptallaşmış hayvanın bütün bu dayaklara ses çıkarmayışı, hiçbir harekette bulunmayışı, hatta gözünü bile kırpmayışı, sadece ağır bir fıçı gibi bir yandan öbür yana sallanışı idi.” Sanki Nikita gibiler var, yardım paraları hiç ediliyor, ses edenin başına cop iniyor da biz tepkisiz kalıp ertesi gün maç izliyoruz. O yüzden bu kitapla özdeşleşmemiz zor. Hiç de bizi anlatmıyor.

“İnsanın huzuru ve memnuniyeti dışarıda değil, içindedir..”

Tüm hastanede yolsuzluk, düzensizlik, pislik var. Herkes bunun farkında. “Bütün bu düzensizlikler kasabaca çok iyi biliniyor, hatta büyütülüyordu bile. Ama hepsi de sessizce karşılanıyordu. Kimisi, hiç olmayacağına kötü de olsa bir hastanenin bulunmasının iyi bir şey olduğunu söyleyerek bu yolsuzlukları küçültmeye çalışıyordu.” Ne kadar da şükürcü, böyle gelmiş böyle giderci bir toplum. Ne kadar bize hitap etmiyor.

Acıyı küçümsersiniz, ama parmağınızı kapıya sıkıştırdığınız vakit en yüksek perdeden inlersiniz!

Ama bir cümle var ki insanın içine oturuyor: “Siz, sağlık memuru, idare memuru ve bütün hergele personelimiz ahlak bakımından her birimizden aşağı olduğunuz halde niçin biz burada (koğuşta) bulunuyoruz da siz yoksunuz?” Hani gazeteci ve akademisyenler içeride iken siz kitap önerilerini mafya liderinden alıyorsanız veya kadın cinayeti işleyen arka kapıdan salınırken düşünce suçu (!) işleyen dışarıdaysa kitap ürkütücü gelir ama bizi ilgilendiren durum yok.

Basit insanlar bir gün arkalarında iz bırakmadan yok olup gideceklerdi.

Baş karakterlerden Ivan Dmitriç tüm zekasına ve aydın karakterine rağmen hukuk olmayan bir ülkede, paranoyak bir yönetim altında sürekli kaygıyla yaşayarak deliriyor. Twit atınca tutuklanır mıyım korkusu yaşamıyorsunuz ki Dmitric’i nasıl anlayacaksınız?

Andrey Yefimic de sorguladıkça hasta ve deli ilan ediliyor. Zorla istifa ettiriliyor. Yerine vasıfsız birisi getiriliyor. Bacanak ve baldızı özel kalem müdür yapılan ülkede olmadığınız için sizi ilgilendirmiyor

Yöneticiye Bildir

Sen ne düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Sokak Kızı Maggie Kitap İnceleme

Kürk Mantolu Madonna kitap inceleme